İslam|İslamiyet|Din|Müslümanlık
  Asil Mesele
 

A.HAYDAR POLAT

İnsan, mükerrem bir varlıktır. Kâinattaki her şey bu mükerrem varlığa bir ikramdır. Her şeyin kıymeti, onun varlığıyladır. Onun kıymeti ise imanı, ahlaki, insanlığa faydalı olması, hiçbir varlığa zararı olmaması, yüce bir davayı insanlık adına temsil edip, bu davanın çilesini, ızdırabını çekmesiyledir.

            Bu seviyenin yakalanması ise şüphesiz talim ve tebliğ iledir.. Talim ve tebliğ, terbiye için yapılır. Terbiye ise; bir şeyi zaman içinde kemale erdirmek, mükemmel hale getirmektir. İnsanın kabiliyetleri ilimle gelişir. Farklı farklı kabiliyetlerle yaratılan insanın mükemmeliyeti, önündeki rehberlerle mümkündür.

Ağacın güzel meyve vermesi bakım ve görümünün yapılması yanında, şüphesiz bu bakım görümü yapacak bahçıvana da bağlıdır.

Bu gerçeği tahakkuk ettirmek için Allah (c.c), mükerrem olarak yarattığı kuluna mükemmel terbiyeci, yol gösterici muallimler göndermiştir. Efendimiz (s.a.s)’in; “Ben insanlara muallim olarak gönderildim” ifadeleri, talim ve terbiyenin önemine ve insanın yaratılışındaki maksada işaret etmektedir.

Sağlıklı ve şahsiyetli ideal toplumlar bu rehberlerle yetişmiştir.

Kur’an, “Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz?” (Saf, 61/2) diye ferman ediyor. Yaşanmayan bilgi; hem sahibi, hem de muhatap için tesir icra etmeyen bir yüktür.

Gerçek rehberler, anne ve babadan daha öte bir değere sahiptir. Zira onlar, insanlığın saadeti uğruna rahatlarını terk etmiş, kendilerini insanlığa feda etmişlerdir.

Anne-babanın evladına, öğretmenin talebesine, kumandanın askerine vereceği en güzel hediye edeptir, ahlaktır, fazilettir, ilimdir; mala, cana namusa karşı saygıdır; vatan ve millet aşkıdır; gerektiği an mukaddesleri uğruna şehitliği göze alabilme şuurudur.

Biz, birkaç asırlık tahribatın enkazı altında kıvranan insanımıza ve neslimize ne verdik?  Ona dünya hayatı için gerekli olan her şeyi temin etmede gösterdiğimiz gayret ve hassasiyeti, ahiret ve insani faziletler hesabına zararlı şeylerden sakındırmada da gösterdik mi? Kendisine şefkatle kucak açıp, onu merhametle kucakladık mı? Onun batıp gidişi karşısında iki damla gözyaşımız, iki çift sözümüz oldu mu?

Bütün bunları duyup doymak, hayatı tatbik etmek ancak imanladır. İmanda, hep iyi ve güzelin nüveleri vardır. Şehvet, öfke ve intikam gibi şeyler bile, imanın ışığında meşru ve helal dairede kullanıldığı takdirde büyük hayırların vesilesi olacaktır.

Günümüzde insan benliğinde saklı bu güzellikleri yeşertmek için mektepler açılıyor, yurt ve yuvalar, üniversiteler kuruluyor.

Gerçek mektep, fazilet duygusunu yeşerten, ruh yüceliği kazandıran ilim ve irfan tarlasıdır. Bu tarlaya saf, tertemiz, geleceğin ümit neslini yetiştirecek tohumları ekecek olanlar gerçek mürşit ve öğretmenlerdir.

Acısız, sancısız doğum olmaz. O halde yapılacak şey; bütün eğrilerin doğru ve doğruların eğri gösterildiği çarpık bir cemiyette, özünden uzaklaştırılmış, düşünce dünyası iflas etmiş, yüce duygulardan mahrum bırakılmış neslimize, yeniden hayat iksiri aşılamak, onu ruh yüceliğine ulaştırmak olacaktır.

İç içe girmiş engelleri aşacak, insanımıza şefkat ve merhametle ulaşacak, istisnalar hariç, huzursuzlukların arenası haline getirilmeye çalışılan okullar ve üniversitelerde; esrar, eroin ve şehvet bataklığında ölümünü bekleyen nesli kucaklayacak kutsilere, her zamankinden daha çok vazife düştüğü bir gerçektir.

Neslimizi ve insanımızı bu yüce ufka ulaştıracak, gülme ve eğlenmenin yerine çile ve ızdırabı yudumlayacak, murakabe ve muhasebe şuuru ile iki büklüm olacak, neslin batışı karşısında gülmeyi unutacak yiğitlere bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

 
  Bugün 1 ziyaretçi (5 klik) kişi burdaydı!
 
 


Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol